Bir Hekim Olarak Neden ABM®NM® Uygulayıcısı Olmayı Seçtim

Bir Hekim Olarak Neden ABM®NM® Uygulayıcısı Olmayı Seçtim

Kızıyla ders yapmam için görüştüğüm bir anne benim gerçekten doktor olduğuma ve adımın gerçek adım olduğuna inanamamış ki beni neden doktorluğu bırakıyorsunuz diye hafiften sorguladı.

Şimdi gülüyorum ama benzer tepkileri ailemden, hocalarımdan, hastalarımdan ve yakınımdaki başka başka insanlardan da aldım aslında. Tabi ya, benim bir tahtam mı eksildi (ya da baştan beri eksik?) de ben girmesi ve okuması son derece zor olan Tıp Fakültesini-hatta ülkemizdekiler içerisinde en iyilerinden birini-bitirip, oldukça zorlu ve yıpratıcı bir çalışma gerektiren Tıpta Uzmanlaşma Sınavı’nı kazanıp, çok da kolay olmayan koşullarda asistanlık yapıp, günümüzün en tercih edilen branşlarından biri olan Nükleer Tıp Uzmanlığı’nı alıp, sonrasında da mesleğimde fark yaratacak biçimde ilerlerken nasıl birden tüm bu yılların emeğini geride bırakabilme noktasına geldim???

5.5 yıl önce oğlumun doğumu ile benim hayatımın gidişatı tamamen yön değiştirdi. Dünyaya gözlerini açtığı ilk saatlerde, bizi bekleyenlerin çok çok daha olumsuz olduğu hissi ile tüm hayatım boyunca ona bakacağımı gözyaşları içerisinde söylüyordum kendime…

Günler ilerleyip biraz daha durum durağanlık kazanınca her ne kadar görünürde bir şey yok dense de aylar çok yoğun endişe içerisinde geçti. Ve nihayet 5 aylık iken halen adı konulmamakla birlikte bir takım terapi önerileri almamızla benim için durum çok netti. Bağımsızlaşması için fazlasıyla emek harcanması gereken bir çocuğum vardı.

Bu hissi yaşadığımda benim için başka herşey önemini yitirdi hayatta. Önümde geçmem gereken bir sınav vardı ve ben bu sınavı geçene kadar canımı dişime takıp çalışacaktım. Aslında öğrenim hayatımın çoğunda yaptığım şekilde…

O dönemde mesleğimi tamamen bırakmayı düşündüm.

Bu arada kısa sürede gerçekten güven duyduğum ve işini en iyi şekilde yaptığını düşündüğüm bir fizyoterapist ile çok düzenli ve çok yoğun bir şekilde çalışmaya başladık. Zaman geçtikçe oğluma onun benden daha faydalı olacağına ve benim bu nedenle çalışarak gerekli maddi kaynağı yaratmamın daha iyi bir tercih olacağına inandım.

İşte 9 aylık iken işe geri dönmemin altında tamamen bu güdü yatıyordu. İşim ise benim için öncesinde olan tutku olmaktan çıkmıştı. Tüm boş zamanımda oğlumla ilgili ne yapabilirim diye kafa yorarak geçiriyor, okuyor ve araştırıyordum. Mesleğim için gerekli zorunlulukları yapıyor ama bildiklerimin üzerine bir taş koymuyor, koyamıyordum. Bu birçok meslek için olağan olabilir ancak hekim olarak devamlı gelişmek ve yenilikleri takip etmek işin esasıdır.

Bu dönemde fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünü okumayı hiç düşünmedim. Ya da fizyoterapi alanında bir kursa gitmek için girişimde bulunmayı. Çünkü çalıştığımız fizyoterapist zaten bunun eğitimini almış ve yıllardır bu bilgi birikimini yapmış aynı zamanda bence işini iyi yapan birisiydi. Oğluma kattığı faydayı görebiliyordum. Ondan yana bir endişem yoktu. Ancak oğlum 2.5 yaşına gelip bağımsız yürümeyi başarmış ama bir yandan da hayatta hiçbir şekilde bağımsız olamamış bir durumdayken başka bir şeyler yapılmalı diye hissetmekten ve düşünmekten kendimi alıkoyamıyordum.

İşte tam da bu dönemde aslında uzunca bir süredir adını duyduğum ama çevremde hiç kimsenin adam akıllı uygulamadığı, uzun süre deneyimlemediği Anat Baniel Metodu® karşımıza çıktı. Dersler tamamen masaja benziyordu, bense o güne kadar pasif bir şekilde kalmanın oğluma faydalı olabileceğini düşünememiştim. Devamlı onu işe katarak yapıyorduk da yapıyorduk…

Tam üç yıl önce Anat Baniel Metodu® deneyimlediğimiz 10 derslik yoğun program sonrasında hiç beklemediğim ve o güne kadar hiç görmediğim bir takım becerileri açığa çıkarması ise beni çok etkiledi. Resmen gözlerimi kırpıştırıyor, çoğunlukla da yanımda olan 3 yılımızı birlikte geçirdiğimiz yardımcımıza elimle, gözümle işaret ediyor, gördüğümü teyit ediyordum.

İşte bu aslında hiç ilgisizmiş gibi görünen masaj benzeri dokunuşların nasıl böyle sonuçlar açığa çıkarabildiği benim içimde inanılmaz merak uyandırmıştı. Oldukça sorgulayıcı yapım nedeniyle bir yanım devamlı didikliyordu. Ama gördüğüm değişimler yüreğimi ABM®’ e devam etmek yönünde bağlamıştı.

Anat Baniel’in yöntemin profesyonel olarak eğitimini veriyor olması beni iki nedenle çok cezbetti. Birincisi hakkında bilimsel dayanakların olmadığı bu yönteme ne kadar güvenebilirim bunu keşfetmekti. Gidip altında yatan esasları öğrenirsem en büyük yatırımımı yani oğlumu daha emin bir şekilde yönlendirebilirdim. Eğer eğitimde bu yatırımı yapmaya değer bir şey olmadığını görürsem de daha az zararla ve erken bir dönemde yön değiştirebilirdim.

Oğlumla ABM’le devam edeli 3 yılı, ben eğitime başlayalı 2 yılı geride bıraktık. Bu zaman boyunca öğrendiklerimden ve deneyimlediklerimden inancım bu yöntemin her çocuğun/bireyin hayatında olumlu bir değişiklik yaratabileceği yönünde.

Bu nedenle çocukluğumdan beri beni doktor olmaya yönlendiren başkalarının İYİLEŞmesinde etki yaratabilme güdümü bir kez daha takip ediyorum ve kendime ve soranlara neden benim dokunuşuma ihtiyacı olan çocuklara yöneldiğimi böylece açıklıyorum…

Aklıma bu noktada Anat Baniel Metod’un kaynağı olan Moshe Feldenkrais ile ilgili okuduğum bir anekdot geldi. Mekanik ve elektrik mühendisi olan Feldenkrais Sorbon’da yaptığı fizik doktorası sonrası Curie’lerin radyoaktivite ile ilgili deneyler yaptığı laboratuvarlarında çalışmış. Yıllar içerisinde yöntemini geliştirmiş. Yıllar sonra eşi şöylece serzenişte bulunmuş “dünya çapında bir nükleer fizikçi olacak iken sen masör oldun” diye…

Ve ben Feldenkrais’e masör olduğu için minnettarım…

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir