Başarının Sırrı Çok Çalışmak mı?

Başarının Sırrı Çok Çalışmak mı?

Bu soru genel olarak hayat için de yanıtlaması zor bir soru. Tabi ki bir ağacın altına yayılarak ağzımızı açıp olgun bir armudun tam da ağzımıza düşmesini bekleyelim demiyorum. Ancak hayatta da sıklıkla karşılaştığımız gibi başarının tek anahtarı çalışmak, çalışmak, çalışmak değil. Benim gibi erken gençlik yıllarından itibaren beyni bu şekilde kodlanmış ve amacına büyük oranda durmaksızın çalışarak ulaşmaya alışmış hekim topluluğu için bile böyle değil.

Konumuz farklı gelişim gösteren veya özel gereksinimli bir çocukta istenilen bir beceriyi kazanmak için o beceriyi çalışıp çalışmamak. Ben bizim neden geleneksel anlamda çalışmadığımızı anlatacağım.

Oğlum 5 aylık olana kadar bir bebekte gelişmesi gereken bir takım beceriler (başını tutma, anneyi tanıma, başka insanlara ilgi) biz özel bir şey yapmadığımız halde kendiliğinden gelişmiş olmakla birlikte bir takım beceriler de akranları gibi gelişmemişti (oyuncakları uzanıp kavrama, düz yerde yatarak dönme ya da kendini yerde oyalama becerisi). 5 aylık iken başlayan ve 2.5 yaşına kadar devam eden yoğun maratonumuz haftanın 6 günü, günde 2 kez bir fizyoterapist/ergoterapist ile “çalışma”, kalan her boş vakitte bir aile ferdi tarafından “çalıştırılma” ve buna ek olarak uyku saatlerinde de “doğru pozisyonlama/ortezleme” (bu da üzerinde konuşulacak bir başka mevzu) içeriyordu. Ek olarak terapisiz kaldığı tatillerde de çalıştırılma, pozisyonlama tam gaz devam ediyordu. Bu çalışmalardan hiç fayda görmedik mi? Mutlaka gördük. Ancak daha sonradan başka bir yolla hem oğlum hem de benim için daha az tükenmişlik yaratarak daha etkili sonuçları elde edebileceğimizi keşfettim. Nasıl mı?

Oğlum 1 yaşında emeklemeyi “öğrenmişti”, ancak asla onun için bir yerden bir yere transfer aracı değildi. Kollarına ağırlık aktarmak asla tercih ettiği bir şey değildi. 2.5 yaşındayken durum pek değişmemişti. Bağımsız olarak adım atabiliyor ancak emeklemeyi, koltuklara tırmanmayı asla günlük hayatında kullanmıyordu. Kol kaslarının güçsüzlüğü (o dönemki bakış açım) nedeniyle öne doğru düşünce ellerini koyarak kafasını koruyamıyor, hep arkaya doğru kafayı vurarak düşüyordu. Tipik gelişim gösteren emekleyebilen ya da yürüyebilen çocuklar gibi çok temel olarak koltuklara çıkma becerisi asla yoktu. Ben de kollarını kullanmayı desteklemek için sert minderler yaptırdım, onları basamak olarak düzenleyip tırmanma çalıştırmayı amaçladım. Dedesi her gün bir basamağa bir bonibon karşılığında oğlumu çalıştırıyordu. O dönemde, benim gibi şekere ve yapay gıda maddelerine son derece karşı olan biri için bile bu taviz verilmesi elzem gibi görünmüştü. Böylece babam onu günde yarım saat de olsa 3-5 kez çıkıp inmeye ikna edebiliyordu. Bir paket bonibon karşılığında!

Biz bunun gibi farklı farklı aktiviteler içindeyken ilk Anat Baniel Method® haftamızdan (aslında ikinci) hemen sonra oğlum mucizevi şekilde karşısına çıkan her yüksek yere bacağını atıp çıkmaya çalışmaya başladı. Çıkmaya çalışmak diyorum çünkü çok zorlandığı için dört dörtlük yapamıyordu, kollarını dik bir şekilde kullanıp ağırlığını veremiyordu. Ama çok önemli bir şey gelişmişti tırmanmayı KENDİSİ istiyordu. Çocuğa bir tırmanma aşkı gelmişti (kitapta coşku bence şevk/istek daha iyi ifade ediyor/enthusiasm– ABM®NM® 9 Temel esas). Her seferinde şaşkınlıktan evde yardımcımla birbirimize “bu gerçek mi?” bakışları atıyorduk. Biz çalıştırmayı bırakmıştık ve oğlum kendi içinden gelerek bu aktiviteyi deneyimlemeye başlamıştı. Tabi ki sonrasında ona şimdi yapabildiği bu hareketi farklı farklı ortamlarda yerlerde deneyimlemesi için seçenekler yarattık (Çeşitlilik/Varyasyon– ABM®NM® 9 Temel esas).

Şimdi gelelim merdiven çıkmaya. Tipik gelişim gösteren çocuklar sıralamaya başladıkları andan itibaren ellerinden tutulunca merdiven de çıkabilirler. Taşımak yerine kendi de yerde olmayı tercih eden bir çocuğu tabi ki elinden tutup çok doğal bir şekilde merdivenlerden çıkarmışızdır. Kendi çocuğunda bunu deneyimlemiş olanlar bilirler ki bu elinden tutup çıkartma hali zamanla giderek çocuğun ağırlık aktarımını doğru yaparak elinizi iyice gevşek tutması en sonunda hiç tutmak istememesine doğru gider. Aklımızdan asla çocuklarımızı merdiven çıkmayı çalıştırmak geçmez. Peki motor zorlukları olan bir çocukta durum böyle midir? Tabiki de hayır. Bu çocuklar akranlarına göre daha çok zorlandıkları halde (tamamen iyi niyetle) onları çalıştırır da çalıştırırız.

Oğlum merdivenleri çıkarken tutunmak için hep kollarını kasarak, ayağını atarak ve omurgasını-dolayısıyla başını-geriye atarak çıkmaya çalışırdı. Ben her seferinde onu öne doğru çekmeye çalışır o da elimi çekerek kendini arkaya itmeye devam ederdi. O dönemde ona merdiven çıkmayı çalıştırmış olsaydık yaptığımız en önemli şey onun mevcut “yanlış hareket kalıbını” daha da pekiştirmek ve hazır olduğunda kurtulması oldukça zor bir alışkanlık haline getirmek olacaktı.  Oğlum düzenli ABM®NM® dersleri almaya başladıktan sonra yine dikkat ettiğim gelişmelerden bir tanesi Altay’ın zamanla merdiven çıkarken bu kendini geriye itme-kollarını kasarak kendini çekme hareketinin giderek azalması ve tuttuğum elinin elimin içinde giderek gevşemesi oldu. Şimdi ilk ABM®’e başladığımızdan neredeyse 3 yıl sonra oğlumun basamak inip çıkmak için hazır olduğunu biliyorum ve onun gelişimine saygı gösteriyorum. Çünkü biliyorum ki şimdi boyuna uygun bir-iki basamağı bağımsız-tutunmadan inip çıkabilen oğlum zamanla sıralı basamaklarda da bunu başaracak. Sürece güveniyorum. Ben sadece farklı deneyimler yaşayabileceği durumları fazlasıyla düşünüyorum, yaratıyorum, destekliyorum…

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir