Altay’ın Kayak Macerası Devam Ediyor-Yılmak Yok!

Altay’ın Kayak Macerası Devam Ediyor-Yılmak Yok!

Altay ilk bebeklik zamanlarını geride bırakarak belli başlı becerileri (konuşma, yürüme, vs.) yapmayı başardığı zaman abisinin yaptığı her etkinliğin hayalini Altay için de kurmaya başladım. Geçen sene Alp’le kayağı oldukça hallettiğimize ikna olduğumda aklımda hemen “Altay çarkları” dönmeye başladı; nasıl yaparım da denge konusunda zorlanan ve hareket anlamında hiçbir yeniliği öğrenmesi akranlarında olduğu kadar kolay olmayan oğluma kayak yapma becerisini kazandırırdım?

Kendisi de Anat Baniel Method uygulayıcısı olan ve bizim bu sayede tanıştığımız arkadaşım Spela’nın aynı zamanda milli kayakçı/kayak antrenörü olduğunu öğrenince gözlerimdeki parıldamayı tahmin edebilirsiniz…

İşte bu parlak fikrim sayesinde bir yıl öncesinden Spela’dan ders almak üzere planlarını yaptığım Avusturya Alpleri’ne yolculuğumuzdan muhteşem kazanımlarla döndük! Nedir bu muhteşem kazanımlar derseniz oğlumun karda kayaklarla dengesini büyük oranda koruyabilmesi, kar üzerinde hareket ile ilgili bir algının ve anlayışın gelişmesi ve çok daha önemlisi YAPABİLECEĞİNE inanması idi…

Oğlumla oldukça başarılı bir eğitim yapmasının nedeni, Spela’nın özel gereksinimli çocuklara kayak öğretmek konusunda inanılmaz deneyimli bir öğretmen olması değildi, çok iyi kayak yapması da değildi. Bana göre başarısının altında yatan, benim de defalarca kendi çocuklarımda ve başka çocuklarda şahit olduğum, Anat Baniel’in “Olumlu Yönde Beyin Değişimi için 9 Temel Esas” olarak tanımladığı öğeleri etkin bir şekilde kullanması idi…

Aynı beklentilerle haftasonu Ankara’ya yakın bir kayak merkezine gidip nasıl hayal kırıklığına uğradığımı da paylaşmak istiyorum. Kendimce harika bir başlangıç yapmış olan oğluma öğrendiklerini yerleştirerek ilerletmesi için oldukça deneyimli bir kayak hocası ayarladım. Öncesinde oğlumun durumundan, nasıl kaydırdığımızdan ve beklentilerimden bahsetmiştim. Hoca benim yönlendirmelerimi hiçe sayarak tamamen o güne kadar tutturduğu düzende-tipik gelişim gösteren bir çocukla nasıl başlarsa öylece başladı dersine (hoş o yaklaşım bile tartışılır!!!). O güne kadar elleri serbest, sadece ayaklarından kayışlarla görece kontrol edilerek kaymayı başarabilmiş çocuğu önden batonlara “asarak” bir ders boyunca kaydırdı. Sonrasında da beni Altay’ın “kas güçsüzlüğü” ve bizim “kas güçlendirme” yapmamız gerektiği ile ilgili umutsuzca bilgilendirdi. Büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Ama oğlumla ilgili değil. Hocanın kendisi ile ilgili!!!

Altay’ın kasları ile ilgili bir sorunu yok! Daha doğrusu zorluklarının kaynağı kasları değil! Zorlukları beyinden kaynaklanıyor. Beyinle ilgili zorluğu azaltmanın tek yolu ise ÖĞRENME! Amaçsız-işleve hizmet etmeyen kas çalıştırmanın HİÇBİR anlamı yok! (İşte bu nedenle güç artırma antremanları yapan CP’li çocukları görünce içim acıyor-neyse başka konuya şimdi geçmeyeyim =)). Altay kayak üzerinde ya da ayakları üzerinde hangi kası ne oranda kasıp hangisini gevşetmesi gerektiğini öğrendiği anda zaten beklenileni yapmayı başaracak ve yaptıkça-başka seçenek yok- o kas gelişecek ve güçlenecek. Bu yürümekten merdiven çıkmaya, koşmaktan scooter sürmeye, kayaktan yüzmeye, yazı yazmaktan zıplamaya, aklınıza gelebilecek her aktivite alanında geçerli. Benim içime hiç sinmeyen bu ders sonrası hocaya durumu bu şekilde anlattım, bana halen “o zaman kilometre yapacağız” diyordu…

Benim bu işten vazgeçmeyeceğimi anladı ki ikinci derste kayak botlarına bağlanan kayışlarla benim arkadan kontrolümle kaydırmaya ikna oldu. İkinci dersimizde önden sözel olarak yönlendirerek ve kendi göstererek dönüşlerle kaydırdı Altay’ı. Altay için zor olan sola dönüşle ilgili durmaksızın “sağ ayağını öne al” komutunu verdi durdu. 1-2-3-…“sağ ayağını öne al” .-, “sağ ayağını öne al”,… ben yoruldum aynı şeyi duymaktan o yorulmadı söylemekten. Belli ki Altay için bir anlam ifade etmiyordu. Altay tabi ki sağ ayağını öne almanın ne demek olduğunu biliyor. Ama bedeni bilmiyordu. Daha doğrusu beyni…

Yine Anat Baniel’in sıklıkla söylediği çok beğendiğim bir söz var “Eğer bir çocuk öğrettiğimizi öğrenemiyorsa hata bizim öğretme şeklimizdedir”. Ne kadar düşündürücü değil mi? Ya gerçekten de sorun öğrenemediğini düşündüğümüz çocuğumuz da değil de öğretilmeye çalışma biçimindeyse???

Ben istenen harekete başka yollarla çeşitlilik kazandırmaya çalıştım o sırada, pelvisini öne alarak, sağ kolunu öne kaldırarak,vs… Ve öğretmenin öğretme becerisinin bir öğrencinin gelişimi için ne denli önemli olduğunu bir kez daha anladım…

Bu sırada benzer durumlar yaşayan ailelerden bana ulaşanlar oldu. Tipik gelişim göstermeyen çocuklarının öğretmenin beklentisini karşılamayınca/ya da beklentisinden “farklı” çıkınca nasıl da “YAPAMIYOR”, “DENGESİ İYİ DEĞİL”, “GÜÇSÜZ”… denilerek demoralize edildikleri ile ilgili…

Eminim her biriniz kayak yapmıyorsunuz. Ama farklı farklı açılardan söylediklerimin tanıdık geldiğini düşünüyorum. Daha açık fikirli, inancı yüksek, pes etmeyen öğretmenlerle karşılaşmak dileğiyle…

Kayak maceramız burada bitmedi…Takipte kalın…

 

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir